İCRA TAKİBİ NEDİR, KARŞI KOYMA YOLLARI NELERDİR
İCRA TAKİBİ NEDİR?
Alacaklı tarafın para veya bir olayı gerçekleştirme borcunu devletin zor kullanma yetkisini kullanarak gerçekleştirdiği yoldur. İcra dairesine başvuran taraf zorla gerçekleştirmek istediği olayı veya ödenmesini istediği parayı açıkça ve ayrıntılı olarak belirtir. Bunun devamında icra dairesi muhataba bir icra veya ödeme emri çıkartır ve borçluya tebliğ eder. Kimi borçlarda 7 gün kimi borçlarda ise 5 gün olmak üzere ödeme emrinin yerine getirilmesi için süre verir. Eğer ödeme emrine karşı koyacağı bir husus varsa bu süreler içerisinde icra müdürlüğüne itiraz etmesi gerektiğini de belirtir.
İCRA TAKİBİNDE SÜRESİNDE İTİRAZ EDİLMEZSE NE OLUR?
Eğer kişi borçlu olmadığı halde hakkında icra dosyası açılırsa ve kendisine gönderilen ödeme emrine zamanında itiraz etmezse takip kesinleşir ve kişinin haczedilebilir tüm malları haczedilir. Uygulamada mahalle ve Köy muhtarlıklarına yapılan şerhli tebligatlar nedeniyle takibin borçlunun haberi olmadan kesinleştiği görülmektedir. Bu nedenle bir çok mağduriyete neden olan habersiz kesinleşmeler nedeniyle borçlu hakkında hacizler uygulandığı görülmektedir. Örneğin bir takım ev sahipleri kiracılarını tahliye etmek maksatlı kiracının tatile gittiği zamanı gözlemekte ve onlar ikametten ayrılır ayrılmaz konuta ödeme emri göndererek Tebligat Kanunun açığından faydalanarak takibi kesinleştirmektedir. Bu durum ve benzeri durumlarla karşılaşan borçlunun ödeme yapmaktan veya taşınmazı tahliye etmekten başkaca bir çaresi bulunmamaktadır.
İCRA TAKİBİNİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN GİDİLECEK YOLLAR NELERDİR?
Kişinin borçlu olmadığını ispat etmesi için 3 tür yol açıklayan icra ve iflas kanunu bu yolları, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davası olarak açıklamıştır. Her bir davanın farklı yol ve maksatları olup farklı olaylar için türler tespit edilerek dosya mahkeme önüne taşınır.
İTİRAZIN İPTALİ DAVALARI
Bu tür davalar ödeme emrine zamanında itiraz edilmesi durumunda takibi başlatan alacaklı tarafından açılır. Ödeme emrine tebliğden itibaren 7 gün içerisinde usulüne uygun şekilde itiraz eden borçlunun itirazı takibi durdurur ve hacze devam edilemez. Borçlunun haczi kaldırması veya hacze devam edilmesini engellemek için başkaca bir şey yapmasına gerek yoktur. Alacaklı genel mahkemelerde dava açıp davasında haklı görülmediği müddetçe takibe devam edilemez. Ne zamanki alacaklı alacağın haklı olmasından ötürü açtığı davayı kazanırsa borç miktarının yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla borçluya ekstradan kötü niyet tazminatı ödettirilir. Bu tür davalarda alacaklı alacağının haklı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.
MENFİ TESPİT DAVALARI
İcra takibinin öncesinde açılabileceği gibi sonrasında da açılabilen bu tür davalar, borçlu tarafından açılır. Kişinin alacaklıya borçlu olmadığının tespiti maksadıyla açılabileceği dava türlerindendir. Bu tür davalarda takip dayanağının içeriğine göre kişi borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Bu tür davalarda dikkat edilecek en önemli husus davanın açılmasının takibi ve haczi durdurmayacağı hususudur. Her ne kadar menfi tespit davası açılmış ise de alacaklı kesinleşmiş takip sonucunda borçlunun mallarını haczedebilir ve borcu tahsil edebilir. Bu tehditten kurtulmak için icra iflas kanununda bir istisna tanınmıştır. İstisna ise şudur; İcra İflas Kanununun 72/3. maddesinde”İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. “ denilmiştir. Bu maddeye göre mahkemenin görüleceği mahkemenin veznesine borç miktarının yüzde onbeşi teminat yatırılarak ihtiyati tedbir alınabilir ve haczedilen mallar sonucunda elde edilen paranın alacaklıya verilmesi engellenebilir. Borçlu yine hacizleri bütün olarak durdurmak isterse ihtiyati tedbir kararıyla birlikte icra dairesine banka teminat mektubu vererek hacizlerin kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda alacaklıya ödeme yapılmaz ve bütün hacizler haciz teminat mektubu üzerinden sürdürülür.
İSTİRDAT DAVALARI
İstirdat davaları ise borçlunun icra ile mallarının haczedilmesi tehdidiyle ödeme emrindeki haksız borcu ödemesi durumunda açılır. Bu tür davalarda mevcut infaz edilmiş bir icra dosyası bulunmaktadır. Borçlu ödediği borcun tamamını alacağın haksız olduğunu ileri sürerek genel mahkemelerde dava açar ve ödediği paranın borcu kabul anlamına gelmediğini belirterek alacağın haksız olduğunu ispat eder. Alacağın haksız olduğunu ispat yükü borcun türüne göre değişir. Ama genel olarak alacağın haksız olduğunu ispat etme yükü borçludadır. Önemli bir husus ise şudur: borçlu süresinde borcu ödemez ve borca itiraz ederse takip durur. Ancak bazı firmalar borçta indirim yapılacağı iddiasıyla haricen borcu tahsil etmekte ve borçlu alacaklının hesabına doğrudan ödeme yapmaktadır. Hem borca itiraz edip hem de alacaklıya haricen ödeme yapan borçlunun istirdat davası yapma hakkı bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay hem borca itiraz eden hem de haricen alacaklıya ödeme yapan borçlunun itiraz ettiği metindeki iddiaları geçersiz kıldığına karar vermiştir. Bu nedenle de borcu açıkça kabul etmiş sayılacağından istirdat davasının reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
İcra hukuku alanındaki hususlar bilgi sahibi hukukçular tarafından dikkatlice incelenmesi ve takip edilmesi gereken konular olduğundan bizimle iletişime geçip danışmanlık alabilirsiniz.